Unutulma Hakkı

Av.Betül Arslan

 

İnternet, sosyal hayatımızın etkin ve önemli bir parçası haline gelmiş olup, yapılan haberler internet ortamında; sayısız sitede yer bulmakta ve kısa süre içinde yaygınlaşmaktadır. Haberlerin kısa sürede farklı platformlara ulaşması sebebiyle habere konu edilen kişiler çoğu zaman  zor durumlar yaşamaktadır. Habere konu edilen kişilerin kimlik bilgileri arama motorlarına yazıldığında üzerinden yıllar geçmesine rağmen yapılan haberlere ulaşılabilmekte dolayısıyla habere konu edilen kişinin özel hayatına ilişkin bilgilere kolaylıkla erişim sağlanabilmektedir. Unutulma hakkı (right to be forgotten), özel hayatın gizliliğinin korunmasının bir yansıması olarak ortaya çıkmış olup ifade ve basın özgürlüğü ile şeref ve haysiyet hakkının korunması arasında bir denge oluşturulması gerekliliğini ortaya koyan bir hak niteliğindedir. Unutulma hakkı, kişi hakkında yapılan haberlerin kişiye ait kimlik bilgileri, fotoğraf, video, adres gibi unsurları içermesi halinde haber gerçek olmasına rağmen üzerinden zaman geçerek haber değerini yitirmesi ve güncelliğini kaybetmesi halinde haberin internet ortamından kaldırılmasından ibaret bir haktır.

Unutulma hakkı (right to be forgotten), dünyada Google kararı diye bilinen karar ile resmiyet kazanmıştır.[1] Google kararının içeriğini İspanyol avukat olan Mario Costeja Gonzelaz’in kendi ismini arama motoru olan Google’da aratması sonucunda sosyal güvenlik borçlarının iyileştirilmesi sebebiyle evini zorla satmak zorunda kalması ve bu sebeple mağduriyete uğraması oluşturmaktadır. Google kararı İspanyol mahkemeleri aşamasını tamamladıktan sonra Avrupa Birliği Adalet Divanına taşınmış ve 13.05.2014 tarihinde söz konusu karar verilmiştir. Karara göre internet ortamında kişilerin eksik, geçersiz, tamamen ilgisiz hale gelmiş verileri üzerinde söz söyleme hakkı bulunup, silinmesini ve yayılmasını önlemek hakları bulunmaktadır.

Evrensel hukukta unutulma hakkı olarak geçen bu hak, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu kararına konu edilmiştir. Karar ilişkin olayda başvurucu, hakkında ulusal bir gazetenin internet arşivinde uyuşturucu kullandığı için adli para cezasına hükmedildiğine ilişkin 1998 ve 1999 yıllarına ait yayımlanan toplam üç haberin internet yayınının kaldırılması amacıyla ilgili basın kuruluşuna 02.04.2013 tarihinde ihtarname gönderdiği, anılan haber içeriklerinin iki gün içinde kaldırılmaması üzerine içeriklerin yayından kaldırılması talebiyle ilgili basın kuruluşu aleyhine 18.04.2013 tarihinde (kapatılan) İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesine başvurduğu, mahkemenin 22.04.2013 tarihinde “talebe konu yazının güncelliğini yitirdiği, haber değerinin bulunmadığı, gündemde kalmasında kamu yararı bulunmadığı ve bu haliyle muhatabının özel hayatına ilişkin incitici ve örseleyici bir bilgi niteliğinde olduğu” belirtilmiş ve mahkeme bu gerekçeyle talebin kabulüne karar vermiştir. İtiraz üzerine, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2013 tarihli kararıyla mahkemenin anılan kararının kaldırılmasına hükmedilmiş ve bu karar 21.06.2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, başvurusunda adli para cezası ödemeye mahkum edildiği olayla ilgili olarak internet sitelerinde yer almaya devam eden haber içeriğinin yayından kaldırılması yönündeki taleplerinin yargısal makamlar tarafından reddedilmesi nedeniyle Anayasanın 12.,17..,20.,25.,26.,27. Ve 32. Maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.[2]

Mahkeme söz konusu karara ilişkin olarak şeref ve itibar hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiği, unutulma hakkının internet ortamında bir haberin uzun süredir kolayca ulaşılabilir olması nedeniyle kişinin şeref ve itibarının zedelenmesi durumunda meydana geldiği, somut olayda söz konusu haberin on dört yıl önceki bir olaya ilişkin olduğunun ve güncelliğini yitirdiğinin sabit olduğu, başvurucunun kamu yararı bakımından siyasi veya medyatik bir kişiliğe sahip olmadığı dolayısıyla internet ortamında yayımlanan  ve kolayca erişimi sağlanan haberlerin başvurucunun itibarını zedelediğinin açık olması sebebiyle şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.[3]

Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararında da görüldüğü üzere unutulma hakkı kapsamında olaya ilişkin şu kriterler değerlendirilerek sonuca varılmaktadır; olay haberde doğru gösterilmiş olsun veya olmasın haberin yapılması üzerinden geçen süre, haberin güncelliğini yitirip yitirmediği, haberin yayımda kalmasında kamu yararı bulunup bulunmadığı, haberin kamuya mal olmuş bir siyasetçi veya ünlü hakkında yapılıp yapılmadığı, haberin yayımda kalmasıyla ifade özgürlüğünün şeref ve itibarın korunması hakkını ihlal edip etmediği.

Kişi, belli bir suçtan hüküm giymiş ve bu suçla ilgili cezası infaz olmuş olsa dahi unutulma hakkından faydalanarak kendisiyle ilgili internet ortamında yapılan haberlerin kaldırılmasını talep edebilmektedir. Hatta yalnızca yargılanan ve/veya mahkumiyetine karar verilen kişiler değil, suçtan zarar görenler de kimlik bilgilerinin haberde belirtilmesi sebebiyle bu hakka dayanarak haberlerin internet ortamından kaldırılmasını talep hakkına sahiptir. Böylece kişilerin özel hayatının gizliliği korunmuş olacak ve haberin güncelliğini kaybetmesinden sonra kişiyi kamuoyu gözünde cezasını çekmiş olsa bile suçlu göstermeye sebep olan haberler geriye dönük olarak kaldırılmış olacaktır.

Sonuç olarak, unutulma hakkı kişinin özel hayatının korunması hakkı ve kişisel verilerin korunması hakkının bir yansıması olarak ortaya çıkmış olup ilk olarak Avrupa Adalet Divanı kararıyla resmiyet kazanmıştır. Ülkemizde unutulma hakkının kullanılabilmesi için haberin güncelliğini yitirmesi yeterli olup haberde kişinin kimlik bilgilerinin yer alması dolayısıyla şeref ve itibar hakkının zedelenmekte olması gerekmektedir.

 

[1] Avrupa Adalet Divanı 13.05.2014 tarihli Google Kararı

[2] 24.08.2016 tarihli BB 37/16 Basın Duyurusu Nolu Unutulma Hakkına İlişkin N.B.B Kararı Basın Duyurusu

[3] 2013/5653 Başvuru Numaralı, 03.03.2016 Karar Numaralı Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı