Start-Up Firmalarında

Bir Yatırım Aracı Olarak Emisyon Primi

Av. Nazlı Nehir Sertbaş

 

Giriş

Pek çok şirketin en büyük amaçlarından biri bilindiği üzere yatırım almak ve bu sayede finansal yapılarını güçlendirerek ticaret hayatındaki varlıklarını daha da sağlamlaştırmaktır. Özellikle belirli bir hacme sahip anonim şirketler bu yatırım desteğini banklardan finansman sağlamak, paylarını halka arz etmek ya da çeşitli borçlanma araçları ihraç etmek gibi farklı yollarla sağlayabilecekleri gibi emisyon primli pay ihracı da finasman sağlama alternatiflerinden biri olarak değerlendirilebilir.

 

Ancak henüz başlangıç aşamasında olan ve yüksek risk içermesi nedeniyle finansmana erişimde ciddi sıkıntılar yaşayan girişimlerin (Start-up)  büyümesi ve gelişebilmesi ihtimali daha çok bu şirketlere yatırım yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin bu şirketlere ortak olmasıyla gerçekleşebilecektir. Emisyon primi bu şirketlerin finansal yapılarını sağlamlaştırmak adına oldukça güçlü bir araçtır.

 

Bu kapsamda, hem yatırımcının hem de yatırım yapılacak şirket ortaklarının emisyon priminin avantajları ve dezavantajları hususunda etraflıca bilgi sahibi olmaları ve bu yatırım tipinin kendileri için uygunluğunu değerlendirmeleri gerekecektir. Bu yazımızda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“” ve/veya “”)  ve ilgili vergi mevzuatı çerçevesinde emisyon primli paylar ele alınmıştır.

 

A. Prim ve Primli Pay

 

Anonim Şirketler, kuruluşları esnasında veya yapılacak olan bir sermaye artırımı kapsamında; (i) esas sözleşmede hüküm bulunması ya da (ii) genel kurulun bu yönde bir karar alması halinde, itibari değerlerinden yüksek bir bedelle pay ihraç edebilirler. Pay ve/veya pay senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde bir bedelle çıkarılabilmelerini Kanun, 347. maddesi ile şu şekilde mümkün kılmıştır:  “.” Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık anonim şirketler ise, esas sözleşme ile yönetim kuruluna primli pay çıkarma yetkisi tanıyabilir (TTK m.480/2).

 

Bu şekilde ihraç edilen paylar primli pay, ihraç primli pay, emisyon primli pay, agiolu pay veya başa baş değerin üstünde pay olarak adlandırılır.

 

Primli pay ihracı halinde itibari değeri 1,00 TL olan bir pay için yapılan pay taahhüdünde, paydaşın 10 TL, hatta 100TL ödemesinin öngörülebileceğini söylemek yerinde olacaktır. Böylece fazla ödeme yapmayı kabul eden hissedar ve/veya yatırımcı şirketin mevcut hissedarlık yapısında ciddi bir değişikliğe sebep olmadan şirket içine likit enjekte edebilecek ve bu liktit () aşağıda da detaylandıracağımız haliyle şirket işlemlerinde kullanılabilecektir.

 

B. Emisyon Primi’nin Genel Kanuni Yedek Akçe Olarak Değerlendirilmesi

 

Kanunun 519. Maddesi uyarınca, “Yıllık karın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar kanuni yedek akçeye aktarılır.” Bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse, sermayesi 100.00,00 TL olan ve bunun tamamı ödenmiş olan (A) Şirketi açısından, 400.000,00 TL’ye ulaşana dek bu miktar genel kanuni yedek akçeye aktarılır.

 

Bu sınıra ulaştıktan sonra da; “yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış kısmı, genel kanuni yedek akçeye eklenecektir. .

 

Genel kanuni yedek akçeye eklenen bu tutarların şirketin serbest tasarrufuna aktarımı ise, yasal yedek akçenin, nominal sermayenin yarısından fazla bir tutara ulaşması halinde mümkün olacaktır. Bu oranı sağlamayan yedek akçe, yalnız kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş olan durumlar için kullanılabilir. 

 

 Burada kanun koyucunun ödenmiş/ödenmemiş sermaye ayrımına gitmeksin tüm sermayenin yarısını ifade ettiğini açıklamakta fayda var. Yani yukarıda bahsettiğimiz (A) Şirketi 100.00,00 TL olan sermayesinin henüz yalnız 25.000,00 TL’sini ödemiş ve geri kalan ¾’ünü 24 ay içerisinde tamamlamayı taahhüt etmiş bile olsa,  yedek akçe üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilmesi için yedek akçe tutarının 50.000,00 TL’den fazla olması gerekmektedir.

 

Esas sermayenin yarısı aşıldıktan sonra ise, şirketin yetkili organları harcamada serbest kalacaktır.

 

Bu açıklamayı da yaptıktan sonra, sermayenin yarısını geçen yedek akçe tutarının şirket sermayesine de aktarılabileceğini söyleyebiliriz. Zira yedek akçeye aktarılan prim bedelleri artık şirketin öz kaynağı vasfını kazanmış olacağından iç kaynaklardan sermaye artırımına gidilmesi yolu ile sermaye artırımına konu edilebilir ve finansal yapının güçlendirilmesi için kullanılabilir.

 

TTK uyarınca emisyon primi kanuni yedek akçe olarak değerlendirildiğinden,  paydaşlara dağıtılıp dağıtılmayacağı hususu da kanuni yedek akçenin dağıtılabilir olup olmamasıyla doğrudan bağlantılı olacaktır. Her ne kadar TTK m. 509 hükmü anonim şirketlerde kar payının ancak dağıtılabileceğini öngörmüş olsa da, kanuni yedek akçelere aktarılan emisyon priminin paydaşlara dağıtılıp dağıtılamayacağı hususu tartışmalıdır.

 

Kanuni yedek akçe miktarı yukarıda bahsedilen oranlara ulaşsa ve şirketin serbest tasarrufuna bırakılsa dahi hâkim görüş bu tutarın ancak şirket işleri açısından serbest tasarrufa konu olabileceği yönündedir. Bu görüş uyarınca, genel kanuni yedek akçeye eklenen, sermaye yedeği niteliğindeki (r) emisyon primleri paydaşlara dağıtılamaz. Ancak uygulamada Ticaret Bakanlığı’nın yazılı görüşlerinden yola çıkarak bu primlerin dağıtıldığına ve hatta dağıtıldığı takdirde nasıl bir vergilendirmeye tabi tutulması gerektiğine dair tartışmalara da tanık olmaktayız. Örneğin, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın yayınlamış olduğu bir özelgede[1] “, dağıtılan emisyon primi tutarları üzerinden Gelir Vergisi Vergisi Kanunu'nun 94'üncü maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15'inci ve 30'uncu maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde ” şeklinde görüş açıklamıştır.

 

Yani böylelikle, emisyon primlerinin TTK hükümleri uyarınca paydaşlara dağıtılabilecek olduğu bir bakıma kabul edilmiş ve hatta böyle bir durumda nasıl vergilendirilebileceğine dair düzenlemeler yapılmıştır.

 

Biz de bu düzenlemelerden yola çıkarak emisyon primlerinin paydaşlara dağıtılmasının mümkün olabileceği kanısına varmaktayız.

 

C. Emisyon Primi İhracından Doğan Vergisel Avantajlar

 

Emisyon Priminin hukuki niteliği ve şirketin hangi ihtiyaçları için kullanılabileceğinin incelemesinin ardından, konu olabileceği vergisel avantajlara da değinmekte fayda görüyoruz. Aşağıda çeştili hukuksal düzenlemelerle Emisyon Primi ihracına yönelik getirilmiş olan vergisel avantajlar detaylı olarak incelenmiştir:

 

1. Emisyon Primli Pay İhracında Melek yatırımcıya devlet tarafından sağlanan vergi teşviki

 

Kanun koyucu tarafından başlangıç aşamasındaki girişimlerin desteklenmesi ve yatırım yapacak olan melek yatırımcılara vergi teşviki sağlanması adına düzenlemelere gidilmiş ve 15 Şubat 2013 tarihinde “” 28360 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgli hükmü uyarınca 31.12.2017 tarihine kadar yürürlükte kalacak olan Bireysel Katılılm Hakkında Yönetmelik’in yürürlük süresi hükümleri aynen devam etmek kaydıyla, 2017/11176 sayılı bakanlar kurulu kararı ile () kadar uzatılmıştır.

 

Bireysel Katılım Yatırmcısı (BKY) ve yararlanılacak olan devlet desteğine ilişikin pek çok düzenleme getiren yönetmelik, Start-Up şirketlerine Melek Yatırımcılar tarafından yapılacak olan sermaye desteklerine belirli şartların sağlanması halinde vergi muafiyeti tanımıştır. Bu kapsamda, . Buna göre; BKY’ler, iktisap ettikleri hisse senetlerinin alış bedelinin %75’ini yıllık beyannamelerine konu kazanç ve iratlarından hisselerin iktisap edildiği dönemde indirebilirler. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ile KOSGEB tarafından belirlenen AR-GE ve yenilik programları kapsamında, vergi desteği için Müsteşarlığa başvurulan tarihten itibaren projesi son beş yıl içinde desteklenmiş girişim şirketlerine iştirak sağlayan BKY’ler için bu oran %100 olarak uygulanır. Yıllık indirim tutarı 1.000.000 TL’yi aşamaz.  

 

Yazımızın başında da belirtildiği üzere, başlangıç aşamasındaki girişimler için emisyon primli pay ihraç etmek, bu şirketlerin finansal yapılarını sağlamlaştırmak adına oldukça güçlü bir araçtır. Belirtemek gerekir ki,

 

 

2. Kurumlar Vergisi Açısıdan

 

Emisyon primi bir “gelir unsuru” olarak kabul edilse ve şirket bakımından özkaynaklarda bir artış meydana getirse de 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca “ anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini arttırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar” kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır.

 

Emisyon primlerinin ortaklara dağıtılması halinde kurumlar vergisine tabi olup olmayacağı hususu ise, 2015 yılı öncesine kadar tarışmalıydı. Kanunda açık bir düzenleme olmaması sebebiyle çoğunluk görüş herhangi bir hesap döneminde emisyon primi olarak doğan ve şirket arasına giren bir gelirin ileriki hesap döneminde dağıtılması nedeniyle kurumlar vergisine tabi olmayacağının savunuyordu[2]. Fakat, Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan 20.10.2015 tarihli Özelge ile; paydaşlara dağıtılan emisyon primlerinden Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 15'inci ve 30'uncu maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde yapılacağı netlik kazanmış oldu. Böylelikle, her ne kadar mülga 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanundan farklı olarak, 5520 sayılı mevcut kanun emisyon primi kazancınının dağıtılması halini istisna kapsamı dışında tutmasa da, çeşitli ikincil düzenlemeler ile bu tutarların kar olarak dağıtılması halinde Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında vergilendirilebileceği düzenlenmiştir.

 

Paydaşlara dağıtılması hali hariç kalmak kaydıyla,  emisyon primilerinin senede bağlı olup olmadığına () ve payların borsada işlem görüp görüp görmediğine bakılmaksın

 

3. Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Açısından

Yukarıda sayılan vergisel avantajlarla birlikte, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 29'uncu maddesi de, "bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibari değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar"ı banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna tutulmuştur.

 

Sonuç Olarak:

Sonuç olarak, görüldüğü üzere, emisyon primi hem sağladığı vergisel avantajlar göz önünde bulundurulduğunda hem de şirketin ortaklık yapısını büyük ölçüde değiştirmeksizin yeni hissedar olacak yatırımcılar vasıtası ile şirket içine likit enjekte etme imkanı sağlamasıyla şirketlerin mali yapısını güçlendirecek oldukça önemli bir yatırım aracıdır. Şirketin özkaynak kalemlerinden biri olarak değerlendirilen emisyon primi, iç kaynaklardan sermaye artırımına gidilmesi yoluyla şirket sermayesine değer kazandırabileceği gibi, özellikle küçük girişimcilerin şirketteki pay oranlarının korunması açısından ciddi önem arz etmektedir.

 

 

Kaynakça:

 

 

 

 

                   

 

[1] İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 62030549-125[6-2014/105]-88462 sayı ve 20.10.2015 tarihli Özelgesi

[2] 22.04.2014, Emisyon Primi ve Vergi ile ilgli Husular, Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Ortağı, Zeki Kurtçu