Türk Ceza Kanununda Düzenlenen Kişisel Verilerin Korunması İle Doğrudan İlişkili Suçlar

Av. Ecem Akyıldız

A. Genel Olarak

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda (TCK) kişisel verilerin korunmasına dair bazı eylemler suç olarak düzenlenmiştir. Hem 5237 sayılı TCK’da hem 765 sayılı eski TCK’da düzenlenen “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, “kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması” ve “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçları haricinde, 5237 sayılı TCK’da doğrudan kişisel verilerin korunması ile ilişkili olan “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “verileri yok etmeme” suçları 135 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.

B. Suçlar

1. Kişisel Verilerin Kaydedilmesi

“Kişisel verilerin kaydedilmesi” suçu, TCK’nın 135. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

Hükmün 2. fıkrasında da bazı kişisel veri kategorileri özel olarak düzenlenmiştir. 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında sayılan özel nitelikli kişisel veriler konusunda TCK da ayrık bir düzenleme getirmiş olup bu tip verilerin kaydedilmesi durumunda cezanın arttırılacağına hükmetmiştir. Buna göre; kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda yukarıda yer alan birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suç tanımında, kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kâğıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayırım gözetilmemiştir. Bu bakımdan, söz konusu suç tanımı ile Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan Türkiye’nin de 28 Ocak 1981 tarihinde imzalamakla taraf olduğu “Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tâbi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme”nin ilgili hükümlerine geçerlilik tanınmıştır.

 

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için, kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kayda alınması gerekmektedir. Kişinin rızası ile kendisiyle ilgili bilgilerin kayda alınmasının suç oluşturmayacağı maddenin gerekçesinde de yer almaktadır. Nitekim TCK’nın 26. maddesinde de “Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.” hüküm altına alınmıştır.

Her ne kadar maddenin lafzında yer almasa da maddenin gerekçesinde de yer verildiği üzere belirli nitelikteki kişisel verilerin çeşitli kamu kurumlarında verilen kamu hizmetinin gereği olarak kanun hükümlerine istinaden kayda alınması halinde de kişisel verilerin kaydedilmesi suçu oluşmayacaktır.

TCK hükümlerinin KVKK’dan önce kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiş olması nedeniyle iki kanun arasındaki farklılıklar, TCK’nın 135. maddesinin 2. fıkrasında özel nitelikli kişisel verilere ilişkin düzenlemede açıkça görülmektedir. Şöyle ki; KVKK’ da özel nitelikli veriler arasında sayılan bazı konular TCK 135. maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenirken bazıları ise düzenlenmemiştir. Buna göre kişilerin ırksal kökenine, siyasal düşüncesine, felsefi inancına, dinine, sendika üyeliğine, sağlığına veya cinsel yaşamına ilişkin veriler her iki kanunda da düzenlenmiştir. Kişinin etnik kökeni, mezhebi, dini ve mezhebi dışındaki diğer inançları, kılık kıyafeti, dernek üyeliği, vakıf üyeliği, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri ise KVKK kapsamında özel nitelikli veri kategorisinde yer alıp bu kategorideki diğer verilerle birlikte nitelikli işleme koşullarına tabi görülürken, TCK’da ise düzenlenmemiştir.

1. Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme

“Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu, TCK’nın 136. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişiye, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

Madde hükmü ile kişisel verilerin hukuka uygun veya aykırı olarak kaydedilmiş olmasına bakılmaksızın, hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek suç olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda verme, yayma ve ele geçirme seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verme, yayma ve ele geçirme

 

hareketlerinin yaptırıma bağlanmasının amacı, kişisel verilerin yetkisiz üçüncü kişilere aktarımının önlenmesidir.

 

2. Verileri Yok Etmeme

“Verileri yok etmeme” suçu, TCK’nın 138. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmedikleri takdirde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası verileceği hüküm altına alınmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat arttırılacağı düzenlenmiştir.

Hukuka uygun olarak kaydedilmiş olan kişisel verilerin yok edilmemesinin suç olarak tanımlanabilmesi için “kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olması” ölçütü esas alınmış, verinin toplama amacı ile herhangi bir bağlantı kurulmamıştır. Yani bu suç ile kanun koyucu KVKK kapsamında veri sorumlusu tarafından hazırlanan Kişisel Veri Saklama Politikasında belirlenen sürelere riayet edilmemesini kast etmemekte olup tamamen kanunların belirlediği süreler dahilinde yok edilmeyen verileri işaret etmektedir.

TCK’nın 138. maddesinin lafzından verileri yok etmeme suçunun, verileri yok etme konusunda yasal yükümlülük altında bulunanlar “ihmalen” bunu yerine getirmediklerinde bahsi geçen suçun oluşacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle kanunlarda öngörülen süreler geçtikten sonra verinin silinmesi suçun oluşumuna engel teşkil etmemekle birlikte, mağdurun rızası da fiili hukuka uygun hale getirmeyecektir.

KVKK’nın 17. maddesinin 2. fıkrası da kişisel verilerin yok edilmemesi hususunda TCK’ya atıf yapmaktadır. Buna göre KVKK’nın “kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi” kenar başlıklı 7. maddesi hükmüne aykırılık halinde, kişisel verileri silmeyen veya anonim hâle getirmeyenlerin 5237 sayılı Kanunun (TCK) 138. maddesine göre cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

C. TCK’da Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Diğer Hükümler

TCK’nın 135, 136 ve 138. Maddelerinde kişisel verilerin işlenmesi ile doğrudan ilişkili suçlar düzenlenirken, TCK’nın 137. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme açısından geçerli olan nitelikli haller belirlenmiştir. TCK 137. madde uyarınca belirtilen suçların “kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır.

TCK’nın 139. maddesi uyarınca kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir.

TCK’nın 140. maddesinde ise kişisel verilerin işlenmesine ilişkin suçların işlenmesi nedeniyle tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı düzenlenmiştir.

D. Sonuç

5237 sayılı TCK’nın “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığını taşıyan Dokuzuncu Bölümü’nün 135. maddesinde “kişisel verilerin kaydedilmesi” suçuna; 136. maddesinde “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçuna; 137. maddesinde “verileri yok etmeme” suçuna yer verilmiştir. Kanun kapsamında düzenlenen suçlar gerçek kişiler kadar tüzel kişiler açısından da bir o kadar önemli olup üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise “re ’sen araştırma ilkesi” kapsamında karşılaşılabilecek cezalardır.  Şöyle ki KVK Kurumu tarafından yapılan herhangi bir denetim esnasında sayılan suçlardan sadece bir tanesi için araştırma yapılırken TCK kapsamında düzenlenen işbu suçlardan herhangi birinin oluştuğunun yetkili kişilerce saptanması durumunda bu suçlardan da cezai sorumluluk doğabilecektir. Buradan hareketle şu an için birçok şirketin gündeminde olan kişisel veriler konusunda Türk Ceza Kanunu kapsamındaki sorumluluklar göz ardı edilmemeli ve konuya bu hassasiyetle yaklaşılmalıdır.

           

Her türlü soru ve görüşleriniz için info@kavlak.av.tr e-mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Kaynakça:

  • Elif Küzeci, Kişisel Verilerin Korunması, Turhan Kitabevi, Ankara 2018

  • Zeki Hafızoğulları, Muharrem Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümleri Kişilere Karşı Suçlar, US-A Yayıncılık, Ankara 2010