Hasta İle Hekim Arasındaki İlişkinin Hukuksal Niteliği

Av. Oktay Özer

Genel Olarak

 

Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseye hasta denir. Hastanın sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bedenen, ruhen veya sosyal bakımdan olabilir.

 

Hekim ile hasta arasındaki hukuksal ilişkiyi nitelendiren önemli husus hekimin; bağımsız olarak çalışıyor olması, özel hastane bünyesinde çalışıyor olması ve son olarak da kamu hastanesinde çalışıyor olup olmadığı konusudur. Bu konu üç bölümde incelenecektir.

 

  1. BÖLÜM: Bağımsız Çalışan Hekim ile Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuksal Niteliği

 

Bağımsız çalışan hekim ile hasta arasındaki hukuksal ilişki dört ayrı şekilde söz konusu olabilir. Bunlar;

  1. Vekâlet sözleşmesi ilişkisi

  2. Eser sözleşmesi ilişki,

  3. Vekâletsiz iş görme ilişkisi,

  4. Haksız fiil ilişkisi’dir.

 

A. Vekâlet sözleşmesinin uygulanacağı haller

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md.502 hükmü vekâlet sözleşmesini tanımlamıştır. Kanuna göre vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

 

Doktor hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır.

 

Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören doktor olan vekilden tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, vekâleti gereği gibi ifa etmemiş sayılır.[1]

 

B. Eser sözleşmesinin uygulanacağı haller

 

Hasta ile hekim arasında sözleşme bulunduğu hallerin bütününde vekâlet sözleşmesi uygulanacak diye kesin bir kural olmadığını biliyoruz. Bazı hallerde eser sözleşmesinin

 

[1] İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat.

[1] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2015/3276 K. 2016/6289 T. 1.3.2016

uygulama olanağı doğmaktadır. Hekimin bir sonuç taahhüdü altına girdiği durumlarda somut olaya eser sözleşmesi hükümleri uygulanır. Bilindiği üzere vekâlet sözleşmesinde bir sonuç taahhüdü bulunmaz. Vekil, vekaletini aldığı işi sadakat ve özen ilkelerince yerine getirmekle sorumlu olup meydana gelen sonuçtan sorumlu tutulmaz. Oysa eser sözleşmesinde yüklenici, bir eser meydana getirme taahhüdünü vermiştir.[1]

 

Eser sözleşmesine örnek olarak; göğüs veya karın küçültme ameliyatları[2], karın germe ameliyatı[3], protez diş yapımı[4], dişlere implant veya köprü yapılması[5], diş çekimi veya dolgu yapılması[6], protez damak yapımı[7], burun ameliyatı[8], yüz gerdirme ameliyatı[9], lazer epilasyon işlemi[10] gösterilebilir.

 

C. Hasta ile hekim arasında vekâletsiz iş görmenin uygulanacağı haller

 

Tıbbi bakımdan zaruret hali olarak nitelendirilebilecek biçimde hastanın iradesi dışında bir doktorun müdahalesine maruz kalması durumu ise doktor yönünden “vekaletsiz iş görme” ilişkisi doğurmaktadır. Kazaya uğrayan hastaya ilk müdahalede bulunan doktorun durumu buna örnektir. Aynı hasta özel hastaneye ya da kamu hastanesine getirilip tedavi edildiğinde işletici veya Devlet bakımından vekâletsiz iş görme ilişkisi doğmuş bulunmaktadır.[11]

 

Acil hallerde veya ameliyatın genişletilmesinin gerektiği hallerde, sözleşme ilişkisi kurulması mümkün olmadığından, “vekaletsiz iş görme” bulunduğu kabul edilir.[12]

 

D. Hasta ile hekim arasında haksız fiil hükümlerinin uygulanacağı haller

 

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md.528 hükmü, iş görenin ehliyetsizliği hükmüne yer vermiştir. Buna göre: “İşgören, sözleşme ehliyetinden yoksunsa, yaptığı işlemden ancak zenginleştiği ölçüde veya iyiniyetli olmaksızın elinden çıkardığı zenginleşme miktarıyla sorumlu olur. Haksız fiillerden doğan daha kapsamlı sorumluluk saklıdır.” bu son cümledeki haksız fiilerden doğan daha kapsamlı sorumluluğun saklı olduğunun hükme bağlanmış olması nedeniyle, hekim ile hasta arasında sözleşme ilişkisinin bulunmaması halinde vekâletsiz iş görmeye ilişkin hükümler uygulanacaktır. Ancak hekimin kasıt veya ihmalinden kaynaklanan zararlar nedeniyle bu madde kapsamından daha geniş olarak ortaya çıkan zarardan hekim haksız fiil hükümlerinden de sorumludur.

 

[1] 3. Hukuk Dairesi 2015/17764 E. , 2016/1256 K

[2] 3. Hukuk Dairesi - 2015/1871 E - 2016/1669 K

[3] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/11672 K. 2016/4827

[4] 3. Hukuk Dairesi - 2015/3475E - 2016/1891K

[5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2014/12673 K. 2015/6389

[6] 3. Hukuk Dairesi - 2015/3391E - 2016/2393K

[7] 3. Hukuk Dairesi - 2015/12780E - 2016/5642K

[8] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/9077 K. 2016/5505

[9] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/12079 K. 2015/19759

[10] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2015/11332 K. 2015/18789

[11] Hasan Tahsin Gökcan, Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluk, 3.Bası, 2014 yılı, s.914

[12] Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, 10.Bası, 2015, s.595

2. BÖLÜM: Özel Hastane İle Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuksal Niteliği

 

Hasta bir özel hastaneye tedavi amacıyla başvurduğunda, taraflara arasında bir sözleşme ilişkisi doğar. Bu sözleşme ilişkisi hasta ile hekim arasında kurulmaz. Sözleşme ilişkisi özel hastane ile hasta arasında kurulmuş olur. Hekim sözleşmenin bir tarafı olarak sözleşmede yer almaz. Bu nedenle hastaya karşı sorumluluk gerektiren bir durumda hekim sözleşmeye aykırılık nedeniyle sorumluluğuna gidilemez. Bu durumda hekim haksız fiil hükümlerinden sorumlu olur. Özel hastane,  bünyesinde çalıştırdığı hekim nedeniyle TBK md.116 gereğince de hastaya karşı sorumluluğu bulunmaktadır.

Hasta, hastaneye kabul edilmekle hastane yetkililerinin himayesine girmiş olur ve o haklı olarak kendisine mümkün olan en iyi tedavi ve bakım hizmetinin verilmesini ister. Hastane işletmecisinin “organizasyon yükümlülüğü” aslında onun hastanın şahsına göstermekle yükümlü olduğu özen borcunun bir görünüm tarzından ibarettir.[1]

3. BÖLÜM: Kamu Hastanesi İle Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuksal Niteliği

Kamu hastanesine müracaat eden hasta ile hastane arasındaki ilişki ise sözleşme ilişkisi değildir. Burada hasta kamu hizmetinden yararlanan kişi konumundadır. O bakımdan kamu hastanelerinde yapılan tıbbi müdahalelerden doğan zararlar bakımından sorumluluk özel hukuk kurallarına değil, kamu hukuku esaslarına göre belirlenmelidir. Kamu hastanelerinde ise sözleşme ilişkisi değil idare hukuku ilişkisi söz konusu olmaktadır.[2]

Bu durumda, kamu görevlisinin görevini yaparken kusurlu davranışta bulunmasının hizmet kusuru mu yoksa hizmetten ayrılabilen kişisel kusuru mu olacağının tespiti gerekmektedir. Kamu kurumları kamu hizmeti yaparlar. Ancak kamu kurumları tüzel kişilik olduklarından ve bu kişilik maddi değil soyut bir kişilik olduğundan, kamu hizmetini bizzat yerine getiremezler. Kamu hizmeti, gerçek kişi konumunda olan kamu görevlileri ve bunların kullandıkları araç ve gereçlerle yerine getirilir. Bunun sonucu olarak, kamu görevlilerinin veya bunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur, ihmal ve hatalarından dolayı kamu hizmetinin yerine getirildiği sırada kişilerin zarar görmesi halinde meydana gelecek kusur kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Burada, kamu görevlisinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurundan bahsetmek kesinlikle mümkün değildir. Kamu görevlisinin buradaki kusuru hizmet kusurunu oluşturur.

Hizmetten ayrılabilen kişisel kusur ise kamu hizmeti ile ilgisi olmayan kamu görevlisinin özel hayatı ile tamamen özel tutum ve davranışlarından kaynaklanan bir kusurdur.

SONUÇ: Hasta ile hekim arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği yukarıda incelendiği üzere hekimin bağımsız olarak çalışıp çalışmadığı, özel hastane ya da kamu hastanesi bünyesinde çalışıp çalışmadığı, taraflara arasındaki sözleşmenin niteliği veya hiç sözleşme olmaması gibi değişken durumlar karşısında farklılıklar arz etmektedir. Bu durumda yapılacak iş, her hukuki ilişkiyi kendi içerisinde değerlendirmek ve uygun hukuki statüye koymaktır.

 

[1] Mario, Devermann: Organisationsverschulden im klinischen Bereich, Dissertation Osnabrück 2003, sayfa 1. Aktaran; Akkanat, Halil: Hastaneye Kabul Sözleşmesinin Görünüm Tarzları ve Sorumluluk Düzeni, Prof. Dr.Özer Seliçi'ye Armağan, Seçkin Yayınevi, Ankara 2006, s.32

[2] Hakan Hakeri, Tıp Hukuku, 10.Bası, 2015, s.601