Etik Bir Yapay Zekâ

Mümkün Mü?

Av. Nur Banu Kaylan Deligöz

  • Yapay Zekâ Nedir?

 

Doğal sistemlerin yapabildiği her bilişsel etkinliğin yapay sistemlere, daha da yüksek başarım düzeylerinde nasıl yaptırılabileceğini inceleyen bilim dalıdır[1]. Yani kısaca yapay zekâ bilimcileri, insanların doğuştan sahip olduğu özelliklere benzer hatta aynı şekilde çalışabilen ve tepki verebilen akıllı makineler üretmeye çalışmaktadır. Özellikle geçtiğimiz son 5 yılda gelişimine hızla devam eden yapay zekâ; bu alanda geliştirilen araçlar/makineler aracılığı ile ses tanıma, kanserli hücrelerin tespiti, sürücüsüz araçlar gibi birçok farklı alanda kullanılmaktadır[2].

 

  • Yapay Zekânın İnsanlık Üzerindeki Etkisi  

 

Yapay zekânın dönüştürücü özelliğinin insanlığı etkisi altına alması çok zor olmamış ve çok uzun zaman da almamıştır. Etkinin devrimsel bir nitelik taşıması, her yapay zekâ ürününün insanlığın büyük bir sorununa cevap olduğunun düşünülmesi, üreticiler ve geliştiriciler başta olmak üzere kullanıcılar ve otoriteleri de içeren yapay zekâ toplumunun kritik bazı noktaları gözden kaçırmasına neden olmuştur. Bunların başında ise insan yaşamını kolaylaştırılması amacı ile geliştirilen bu makinelerin insanlığın natürel yapısına uymayan etik kuralları barındırıyor ve yaygınlaştırıyor olması gelmektedir. İnsan zekâsı ile oluşturulan bu araç ve makinelerin kasten veya kast barındırmayan yöntemler ile insanlar için zararlı sonuçlar doğurması kuşkusuz yine insanlığın çözebileceği bir problemdir.

  • Yapay Zekâ Ne Tür Zararlar Doğurabilir?

 

Uzmanlar tarafından yapılan öngörülere göre[3] yapay zekâ hayatın olağan akışına yerleştikçe doğal yaşamdan birçok eksilmeyi de beraberinde getirecektir. Önümüzdeki 5 yıl içinde örneklerini çok sık göreceğimiz tahmin edilen zararların başında yapay zekânın kolaylaştırdığı dolandırıcılık faaliyetleri gelmektedir. Teknolojinin kara yüzü olarak tanımlanabilecek ürünlerin oluşturduğu sahte ses ve videolar yolu ile insanların karşılarında bulunan şeyin güvenilir olmayan bir akıllı cihaz olduğunu anlamaları imkânsızlaşmakta ve belki de en yakınları ile paylaşmayacakları bazı gizli bilgileri bu makineler ile paylaşmaktadırlar. Akıllı robotlara yerleştirilen silahlar, toplum tarafından takip edilen şahısların yüzlerinin pornografik filmlerde izinsiz olarak kullanılması (deepfake teknolojisi)[4] yolu ile pornografinin yüceltilmesi ve daha birçok farklı alanda yapay zekânın olumsuz etkilerini görmek mümkün olacaktır. 

 

  • Yapay Zekânın Etik Olması Mümkün Müdür?

 

AB Komisyonu bünyesinde yapay zekâ konusunda uzmanlaşmış kişilerden oluşturulan bağımsız grup tarafından 8 Nisan 2019 tarihinde “Güvenilir Yapay Zekâ için Etik Kurallar (Ethics Guidelines for Trustworthy AI)” başlıklı rapor yayımlanmıştır. Rapora göre güvenilir bir yapay zekâ ürünü; hukuka uygun, etik ve sağlam olmalıdır[5]. Teknolojinin gelişme hızına hukukun yetişmesinin beklenmesi hukukun niteliğine ve geçmiş tecrübelerimize göre çok da makul bir beklenti olamayacağı için yapay zekânın her koşulda uyması gereken etik kuralların ortaya koyulması büyük bir ihtiyaçtır. Söz konusu ihtiyaca cevaben raporda bu 3 özelliğin temellerini oluşturacak etik kurallar;

 

  • İnsan seçimlerine riayet etme,

  • Zarar vermekten kaçınmak/zararı minimize etme,

  • Dürüst/adil olma,

  • Anlaşılır/şeffaf olma

şeklinde sayılmıştır.

Kademeli bir yapıda hazırlanan rapor, yapay zekânın bu kurallara uymak ve temelde de başlangıçta yer verilen 3 temel özelliğe sahip olabilmek için sağlaması gereken 7 hususu düzenlemiştir. Bu maddeler makalenin bundan sonraki bölümünde kısaca açıklanacaktır.

 

1. İnsan Seçimleri ve Denetim: İnsan yaratımı olan yapay zekâ ürünlerinden taşımaları beklenen ilk özellik; kuşkusuz insan otonomisini desteklemeleri, insan haklarını korumaları ve adil toplum düzeninin oluşturulmasına/korunmasına katkı sağlamalarıdır. Eğitim hakkı, seçme ve seçilme hakkı gibi birçok temel hakkın kullanımını kolaylaştıran yapay zekâ aynı zamanda temel insan hakları üzerinde olumsuz etkilere de sahip olabilecektir. Olumsuz etkinin oluşması halinde akıllı cihazların internet ile ve birbirleriyle bağlanması fazlasıyla kolay olduğundan etkinin yayılması da çok hızlı gerçekleşecektir. Bu nedenle, her üretim/geliştirme çalışması öncesinde bir temel haklar etki değerlendirmesi yapılması bu koşulun sağlanabilmesi için kaçınılmaz olacaktır.

 

2. Sağlamlık ve Emniyet: Güvenilir bir yapay zekâ ürünü, kullanıldığı süre boyunca herhengi bir hata ve/veya tutarsızlık meydana gelmesi halinde kullanıcılarına emniyetli ve sağlam bir geri dönüş/düzelme imkânı sağlayabilen algoritmalara sahip olmalıdır. Bu özellik; yapay zekânın mümkün olduğunca zarar riskini azaltma ve kasti olmayan/beklenmeyen zararları minimize etme gereklilikleri ile beraber yorumlanabilecektir. Hacklenme, veri sızıntısı gibi teknik ataklara karşı dayanıklı olması, algoritmaların hataları düzeltebilecek şekilde oluşturulmuş olması ve benzer kullanımlarda aynı sonuçlara ulaştırması (tutarlılık) bir yapay zekânın sağlam ve emniyetli olduğunu gösterecek işaretlerdir.

 

3. Mahremiyet ve Veri Yönetimi: AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Tüzük ile paralel olarak ülkemizde 7 Nisan 2016’da yürürlüğe giren 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu veri sorumlularına otomatik veya otomatik olmayan sistemler ile gerçekleştirdikleri tüm veri işleme faaliyetlerinin işbu düzenlemelere uygun olması yükümlülüğünü yüklemiştir. Ancak, yapay zekânın henüz tam olarak hukuksal temellere oturtulamamış olması regülasyonların bu anlamda uygulama alanını da kısıtlamaktadır. Rahatlıkla birbirlerinin sistemlerine bağlanarak ilgili kişilerin rızası olmadığı halde onların kişisel verilerini elde edebilecek olan akıllı cihazların yine temel bir insan hakkı olan özel hayatın gizliliğine saygılı olacak şekilde üretilmeleri şimdilik bu koşulun sağlanması için yegâne yöntemdir. Veri sorumluları bu anlamda hem sistemlerini hukuka aykırı veri işleme yapılamayacak şekilde kurgulamalı hem de olası veri sızıntılarına karşı gerekli teknik ve idari önlemleri almalıdır.

 

4. Şeffaflık: İnsanların yine insanların kullanması ve hayatlarını kolaylaştırması için geliştirdikleri yapay zekâ ürünleri tabii ki yine insanların rahatlıkla takip edip kontrol altında tutabileceği tasarımlara sahip olmalıdır. Şeffaflığın sağlanabilmesi için başta veri toplama ve veri tanımlama işlemleri olmak üzere tüm işlemlerinin takip edilebilir algoritmalar üzerinden oluşturulması gerekmektedir. Bir makineye karar verebilme yetisini kazandıran insanlığın, makine çalışır hale geldiğinde de aldığı kararları anlayabilmesi ve buna bağlı süreçleri yönetebilmesi gerekmektedir.

 

5. Çeşitlilik, Ayrımcılık Karşıtlığı ve Adalet: Yapay zekânın yaratım süreçlerinde insan yeteneklerinin gözönünde bulundurulması, herkes için ulaşılabilir ve kullanılabilir sistemler oluşturulması beklenmektedir. Bu özelliğin sağlanabilmesi için akıllı cihazların evrensel tasarımlara sahip olmaları; yaş, cinsiyet, sosyal çevre gibi kriterlere bakılmaksızın herkes tarafından kullanılabilmeleri gerekmektedir. Bu husus, yapay zekânın taşıması beklenen “adil olma” niteliğinin ön koşulu olarak değerlendirilebilecektir.

 

6. Toplumsal ve Çevresel Refah: Yaşamın içerisine böylesine yerleşebilmiş olan akıllı cihazlar toplumsal boyutta değişimleri rahatlıkla etkileyebilecek ve hatta yönetebileceklerdir. Toplumsal refahın sağlanabilmesi için bu denli büyük etkiye sahip olan yapay zekâların; olumlu dönüşümleri, çevresel sorumlulukları ve sürdürülebilirliği desteklemeleri gerekmektedir. Yapay zekânın üretimden, satışa sunulma aşamasına kadar tüm aşamalarının enerji tasarrufuna dikkat edilerek yürütülmesi, seçim süreçlerinin demokrasiye uygun şekilde ve adil olarak yürütülmesinde yapay zekâların hız ve gelişmiş yapılarının kullanılması bu özelliğin sağlanması için uygulanabilecek örneklerden bazılarıdır.

 

7. Sorumluluk/Hesap Verebilirlik: Yapay zekâ üretim, gelişim ve kullanım aşamalarının tamamında sorumlulukları ve yükümlülüklerini güvence altına alabiliyor olmalıdır. Yapay zekânın hareketlerinin ve aldığı kararların sonuçlarının tespiti, analizlerinin yapılması, belgelendirilmesi ve son olarak da zararların minimize edilmesi bu sistemlerden doğmuş veya doğabilecek olumlu ve olumsuz sonuçları ortaya koyacak ve özellikle dolaylı yollarla zarar gören bireylerin korunmasını sağlayabilecektir.

 

Sonuç olarak, yapay zekânın etik olması yukarıda kısaca özetlenmiş olan bu 7 kuralın spesifik olarak durumlar özelinde değerlendirilerek uygulanmaları ile mümkün olabilecektir. Ünlü bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov’un Üç Robot Kanunundan ilki olan; “Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.” ilkesi bu 7 maddenin ulaşması beklenen hedefi kısa ve öz olarak açıklamaktadır. Yapay zekâ; ancak insanlığın yüzyıllardır süregelen yaşam tarzı sonucu oluşturduğu etik kurallara uyabildiği ve insanlık yararına üstün teknolojik gelişmeler ortaya koyabildiği sürece kullanılmalı ve geliştirilmelidir.

 

 

KAYNAKÇA

 

  1. Prof. Dr. Cem Say, 50 Soruda Yapay Zeka, İstanbul, 7 Renk Basım Yayım ve Filmcilik, Ekim 2018

  2. https://beebom.com/examples-of-artificial-intelligence/

  3. https://www.dw.com/tr/yapay-zekan%C4%B1n-insanl%C4%B1k-%C3%BCzerinde-etkisi-ne-olacak/a-41522940

  4. Deepfakes Explained: The AI That’s Making Fake Videos Too Convincing, https://www.makeuseof.com/tag/what-are-deepfakes-explained/

  5. Ethics Guidelines for Trustworth AI, Independent High-Level Expert Group on Artificial Intelligence, European Commission, April 2019

 

[1] Prof. Dr. Cem Say, 50 Soruda Yapay Zeka, İstanbul, 7 Renk Basım Yayım ve Filmcilik, Ekim 2018

[2] https://beebom.com/examples-of-artificial-intelligence/

[3] https://www.dw.com/tr/yapay-zekan%C4%B1n-insanl%C4%B1k-%C3%BCzerinde-etkisi-ne-olacak/a-41522940

[4] Deepfakes Explained: The AI That’s Making Fake Videos Too Convincing, https://www.makeuseof.com/tag/what-are-deepfakes-explained/

[5] Ethics Guidelines for Trustworth AI, Independent High-Level Expert Group on Artificial Intelligence, European Commission, April 2019