E-Spor’da Uyuşmazlıklar

Av. Gökçe Gösterişli

Günümüzde spor yalnızca bir oyun olmaktan çıkarak milyonların konuşulduğu ticari bir platforma da dönüşmüştür. Dolayısıyla sporun işin içine girdiği her noktada sözleşmeler, kurallar, yasaklar ve haliyle cezalar ve yaptırımlar da bulunmaktadır. Hali hazırda 123 yıllık basketbolda, 171 yıllık futbolda uyuşmazlık çözümleri rayına oturmuş ve sistematik bir biçimde ilerlemekte olsa dahi E-spor gibi milenyum ile doğan hatta 2018’den itibaren meşru bir federasyon çatısı altında Türkiye’de oynanan bu bu tarz sporların kaderi gerek sistemin tam oturmamasından gerekse de örnek teşkil edecek vakaya sahip olmamasından dolayı “kervan yolda düzülür” mantığıyla yaşanarak, tecrübe edilerek çözümlenmektedir. Bu makalemizde sizlere E-spor’dan doğan uyuşmazlıkların hangi yollarla nasıl çözümlenebileceğini kısaca ve kategorik metot ile anlatacağız.

Uyuşmazlıklar genelde genel mahkemeler nezdinde veya oyun yapımcıları, organizatörler bünyesinde çözüme kavuşturulmaktadır. Burada ortaya çıkan en büyük uyuşmazlıklar haksız fesih ve oyuncuların ücretlerinin ödenmemesi durumu olmaktadır. 4857 sayılı Kanun madde 2 bizlere der ki;

“Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.”

Bu mantıkla E-spor oyuncusunun takımıyla/kulübüyle yaptığı sözleşmeler de bir hizmet/iş sözleşmesi kapsamına girdiği ve işverenle arasındaki ilişki de hizmet/iş ilişkisi kategorisine girdiği için oyuncu ve kulüp/takım arasında çıkacak sair maddi nitelikteki uyuşmazlıklarda İş Mahkemesi yetkili diyebilmeliyiz. Fakat bu noktada da bizi yine aynı sayılı kanunun İstisnalar başlıklı 4. Maddesi durdurmaktadır. Söz konusu maddenin G bendi bizlere Sporcular ile ilgili iş ilişkilerinde bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça belirtiyor. Böylece rotamızı sporcuların konu olduğu davalar için İş Mahkemelerinden Asliye Hukuk Mahkemelerine çeviriyoruz.

Sporcuların yanı sıra e-sporun diğer sporlarda olduğunu gibi antrenör, spor idarecileri, masör gibi sporcu dışında da ögeleri bulunuyor. Bu kişilerin ise maddi nitelikteki uyuşmazlıklarının yargı önündeki çözümü sporcuların aksine İş Kanunu’na tabi olmaktadır. Yargıtay Kararı ile de bu durum şüpheye mahal vermemektedir.

“T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi

Esas:  2010/45651 -Karar: 2010/35814 – Karar Tarihi: 02.12.2010

ÖZET: İster özel hakem, isterse genel mahkemede görülsün sporcu ile kulübü arasında alacaklarla ilgili uyuşmazlıkta İş Kanunu hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bağlı bulundukları federasyonun özel hükümleri dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum yoktur. Somut olayda, davacının voleybol antrenörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenörün İş Kanunu kapsamında işçi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.”

 

Maddi nitelikli uyuşmazlıkların yanı sıra, sporda düzeni sağlamak amaçlı uygulanan yaptırımlarda ise yargı yolu maddi nitelikte olduğundan farklı bir yola evirilmektedir. Hali hazırda E-spor federasyonunun (“TESFED”) disipline ilişkin müstakil bir talimatı olmadığı gibi bir disiplin kurulu da yoktur. Keza yakın tarihte bir disiplin kurulu kurulsa dahi TESFED henüz özerkliğini/bağımsızlığını kazanmadığı için “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği”nin 2. Maddesi gereğince söz konusu yönetmelik kapsamındadır.

Kapsam - Madde 2 :

Bu Yönetmelik; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne bağlı spor federasyonlarının, başkan, her seviyedeki kurul üyeleri, sporcu, hakem, teknik direktör, antrenör, kulüp idarecisi ve spor faaliyetlerinde görevli diğer kişiler ile özerk federasyonların, başkan, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelerini kapsar.

Bu Yönetmelik, özerk federasyonların sporcu, antrenör, hakem, teknik direktör, kulüp idarecileri ile diğer görevlilerini kapsamaz.

 

Dolayısıyla disiplin cezalarında Spor Genel Müdürlüğü (“SGM”) bünyesindeki ceza kurulu yetkili olmakta ve söz konusu yönetmelik uygulanmaktadır.  Ancak ileriki dönemlerde federasyon, özerkliğini kazandığı takdirde federasyon bünyesinde bir disiplin kurulu ve disiplin talimatı oluşacaktır. TESFED’in hali hazırda; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Merkez Hakem Kurulu, Teknik ve Eğitim Kurulu, Hukuk Kurulu, Reklam, Pazarlama, Sponsorluk ve Organizasyon Kurulu ve Sağlık Kurulu bulunmaktadır. Bir Federasyonun bağımsız olabilmesi için en az 5 kurulu bünyesinde barındırmalı. Bu kurullar ise; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu, Genel Sekreterlik’tir.

Söz konusu Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca Yönetmelikteki müeyyideleri uygulamaya yetkili kurullar ise ; Tahkim Kurulu, Merkez Ceza Kurulu, Genel Müdürlük Ceza Kurulu, il ve ilçe ceza kurullarıdır. SGM’nin kapsamına giren süjelere SGM Ceza Kurulunca verilen kararlara ise itiraz yine SGM’nin en yetkili kurulu olan Tahkim Kurulu’dur. Bu durumda Şayet TESFED özerkliği kazanır, oluşturduğu Disiplin Kurulu ve Disiplin talimatı ile bünyesindeki süjeler ile ilgili karar verdiği takdirde bu karara itiraz nereye yapılacağı sorusunun cevabını da bize 28.01.2012 tarih ve 28187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin “Kurulun görev ve yetkileri” başlıklı 5. maddesi vermektedir. Söz konusu madde;

“a) Federasyon ile kulüpler, sporcular, hakemler, teknik direktör ve antrenörler arasındaki ihtilafları,

b) Kulüpler ile teknik direktörler, antrenörler ve sporcular arasındaki uyuşmazlıkları,

c) Kulüplerle kulüpler arasın da çıkacak anlaşmazlıkları,

ç) Federasyonlarca verilecek kararlar ile ceza ve disiplin kurulu kararlarını,

d) Genel Müdürlük ile federasyonlar arasında veya federasyonların kendi arasında çıkacak ihtilaflar hakkında Kurulca belirlenecek bir üyenin başkanlığında Genel Müdürlük ve federasyon temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak olan komisyon kararlarını,…”

kapsamaktadır. Buradan şu kanıya varabiliriz ki; Disipline yönelik suçları içeren kararlar SGM merkez Ceza Kurulunca da verilse bağımsız federasyon tarafından da verilse her şekilde buna itiraz yine SGM Tahkim Kurulu’na başvurularak yapılmaktadır.

Peki ya Tahkim Kurulu kararına itiraz yapılmak istendiği takdirde bu itiraz nereye yapılmalıdır?

Bu hususla ilgili Anayasa Madde 59 bize der ki;

“Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.

Devlet başarılı sporcuyu korur.

(Ek fıkra: 17/3/2011-6214/1 md.) Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.”

Şayet yalnızca Anayasa’nın bu maddesine bakarak yorumlar isek; Evet Tahkim Kurulu kararına itiraz yapılamaz dememiz gereklidir. Fakat yine Anayasa madde 148’in 3. fıkrası der ki;

“Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

Anayasa madde 148’in bize madde 59 ile kapatılan yargı yolunu açtığını, dolayısıyla bu madde ile bir nebze de olsa e-spor süjelerinin SGM Tahkim Kurulu kararına itiraz yollarının açık olduğunu söyleyebilmekte miyiz?

Meğer ki 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45. Maddesinin 3. Fıkrası bizlere ;

“Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.”

Demeseydi, e-spor süjeleri SGM Tahkim Kurulu’nun verdiği kararlara itiraz olarak Anayasa Mahkemesine başvurabileceklerdi. Bu durum, sporcuların ve spor yöneticilerinin, anayasal hakların korunması için getirilmiş olan “bireysel başvuru” hakkından mahrum bırakılmaları ihtimalini güçlendirmiştir. Konuya örnek olarak Wushu Kung Fu Federasyonu Başkanı Spor Genel Müdürlüğü Ceza Kurulu’nun kendisi aleyhine verdiği cezaya karşılık Tahkim Kurulu’na itiraz başvurusunda bulunmuş, söz konusu itiraza karşılık sonuç alamayınca da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. İhlale sebep olarak Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığını öne sürmüştür. Fakat yukarıda atıf yapılan gerek Anayasa madde 59 gerekse de 6216 sayılı yasa madde 45 gereğince söz konusu başvuru esasa girmeden reddedilmiştir. Dolayısıyla Wushu Federasyonu Başkanı’nın yargı süreci bizlere de gösteriyor ki; E-spor’da olan bir disiplin sorununa çözüm getirecek en üst makam Tahkim Kurulu’dur ve yargı yolu bu noktada kapanmaktadır.

Yukarıda bahsedilen uyuşmazlıkların yanı sıra, yabancılık unsuru olan uyuşmazlıklarda hukuk seçimi yapılmamış ise uygulanacak hukuk o sözleşmeye en sıkı ilişkili olan hukuk olacaktır. Bu da karakteristik edim borçlusunun sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutat meskeni hukukudur. Yani yabancı bir oyuncu ile Türk takımı arasında bir uyuşmazlık çıktığında aralarında bir hukuk tercihi yapılıp yapılmadığına bakılacak, yapılmamış ise milletlerarası özel hukuk kuralları uygulanacaktır. Sözleşmeye dayalı uyuşmazlık söz konusu ise, ister yabancı ister yerli unsurlu olsun, taraflar tahkim yolunu seçmekte diğer sözleşmelerde olduğu gibi özgürdürler.

Bu durumda e-sporda uyuşmazlık ve karar organlarına bakarsak, henüz sistemi tam oturmamış bir federasyon olsa da, henüz e-sporun konu olduğu vaka sayısı yok denecek kadar az olsa da, E-spor da Spor Hukuku’na tabi diğer 66 spor dalından biri olduğundan E-spordaki uyuşmazlıkları çözümlerken benzer uyuşmazlıklar bulmak ve çözümlemek veyahut spora dair çıkarılan kanun, yönetmelik, tüzüklerin E-spora uygulanabilirliğini ölçümlemek nispeten kolaylık sağmaktadır. Fakat diğer spor dallarından farklı olarak oyun üreticileri gibi önemli bir ögenin spor dalına dahil olmasından dolayı kıyası da bir o kadar zor olabilmektedir.