Stj. Av. Mahmut Aydemir

Ekonomik Kalkınma Ve İşbirliği Örgütü (“Oecd”) Model Vergi Anlaşması

Kapsamında Transfer Fiyatlandırması ve Emsallere Uygunluk İlkesi

 

ÖZET

 

Vergileme, gümrük tarifeleri, iş riskleri ve işlem maliyetleri çok uluslu şirketlerin transfer fiyatlandırmasını bir vergi planlama aracı olarak kullanmalarını teşvik etmektedir. Transfer fiyatlandırmasının bir agresif vergi planlama aracı olarak kullanılması, şirketler ile devletler arasında çıkar çatışmasına neden olmaktadır. Zira agresif vergi planlaması ile çok uluslu şirketler bir yandan kar marjlarını arttırırken, diğer yandan ülkelerin vergi gelirlerinde azalmalara neden olmaktadır.  Bu nedenle gerek devletler, kendi iç mevzuatlarında, gerekse de uluslararası örgütler -OECD gibi- vergi matrahının aşındırılmasını engellemeye yönelik düzenlemeler yapmaktadırlar. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımının gerçekleşebilmesi için işlemin ilişkili kişi ile emsallere aykırı olarak ve hazine zararına neden olacak şekilde yapılması gerekir. Ancak bunun tespiti her zaman kolay olmayabilir. İlişkili kişi kavramı, emsallere aykırılık tespiti detaylı bir inceleme ve araştırma gerektirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde transfer fiyatlandırması açıklanarak, OECD Transfer Fiyatlandırması Rehberine göre Transfer fiyatlandırması yöntemleri ele alınmıştır. İkinci ve son bölümde ise OECD Model Vergi Anlaşması çerçevesinde Emsallere uygun ilkesi incelenmiştir.

 

GİRİŞ

 

Teknoloji, iletişim ve lojistik alanlarındaki hızlı gelişimi çok uluslu şirketlerin büyümesine etki eden ana gelişmeler olarak sayabiliriz. Bu tür şirketler için yeni pazarlara açılma eskisinden çok daha kolay olmaktadır. Çok uluslu şirketler dünyadaki pazar avantajlarından faydalanmak ve hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlardan maksimum verim sağlamak adına, şirketlerin yapısında değişikliklere başvurmaktadırlar.

 

Günümüzün en popüler ürün sağlayıcı şirketi olan Amazon‘un yapısına bakıldığında, birden fazla yavru şirketin ana şirket yapısı altında nasılda başarılı şekilde faaliyet gösterdikleri görülebilir. “Multinational Enterprises” diye adlandırılan bu tür çok uluslu şirketlerin kendi aralarında yaptıkları grup içi işlemlerin, uluslararası ticaretin  %30’undan daha fazlasını oluşturduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.[1]

 

Hal böyle olunca da grup içi işlemler olarak tanımlanana faaliyetlerde vergisel sorunlar gündeme sık sık gelmektedir. Birtakım şirketler grup içi işlemlerden vergi avantajı elde etme çabası güderken, devletler de vergi gelirlerini artırmak için grup içi işlemlerdeki vergisel boyuta dikkat çekecek düzenlemeler yapmaktadır. Bu nedenle vergisel sorunların en başında transfer fiyatlandırması olarak literatürde bilinen grup içi işlemlerin emsallere uygun bir şekilde fiyatlandırması sorunu karşımıza çıkmaktadır.

 

TRANSFER FİYATLANDIRMASI

 

Transfer fiyatlandırması, ilişkili olunan iki işletme arasında yapılan, ekonomik değeri olan faaliyetlerin fiyatlandırmasında ihtiyaç duyulan ve günümüz itibariyle küresel anlamda gerek şirketler ve gerekse de vergi idarecileri tarafından üzerinde çalışılan bir vergi sorunudur. Diğer bir ifade ile transfer fiyatlandırması, bir işletmenin bir bölümü tarafından üretimde kullanılan girdinin, başka bir bölümce üretilmiş olması durumunda, bu girdiye uygulanacak fiyatın belirlenmesi transfer fiyatlandırmasının konusuna girmektedir.[2]

 

Daha önceleri sadece vergi idareleri ve birkaç uzmanın yöneldiği bir konu olan transfer fiyatlandırması, küreselleşme ve çok uluslu şirketlerin artması ile birlikte günümüzde politikacılar, ekonomistler, iş adamları gibi çeşitli çevrelerin de ilgisini çeken bir konu haline gelmiştir.[3] Aslında bakılırsa, ülkeler ve şirketler arasında bir çıkar çatışması söz konusudur.[4] Şöyle ki,  hem ülkeler hem de şirketler bilançolarını artırma gayretindedirler. Bu noktada, yarışan iki amacın olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.

 

Transfer fiyatlandırması açısından öngörülen fiyatlandırma, çok uluslu şirketler açısından uygulanması gereken bir zorunluluktan çok, şirketler tarafından uygulanan bir strateji olarak kabul edilmektedir[5]. Zira firmalar kullandıkları transfer fiyatlandırması yöntemiyle kendi stratejilerini ortaya koymaktadırlar. Esas itibariyle şirketler daha az vergi ödemek için, devletler ise daha fazla vergi toplamak adına çalışmaktadırlar.

 

Hal böyle olunca transfer fiyatlandırması yöntemi ile çok uluslu şirketler kazançlarını vergi avantajının olduğu başka ülkelere kaydırmayı hedeflemektedirler. Devletler, transfer fiyatlandırmasının önemi her gecen gün arttıkça, özelikle ekonomik krizler sonucunda vergisel kayıplar yaşayan gelişmiş ülkeler, bölgesel ve hatta küresel anlamda iş birliği içine girerek bu alanda belirli standartlar getirmeyi hedeflemektedirler.

 

OECD tarafından hazırlanan Çok Uluslu Şirketler ve Vergi İdareleri için Transfer Fiyatlandırması Rehberi’nde [CS1] (“Rehber”) emsallere uygunluk ilkesine uygun fiyatı sağlamak koşuluyla, mükellefler Rehber’de belirtilmeyen kendi aralarında belirledikleri herhangi bir yöntemi uygulamakta serbest bırakılmışlardır.[6] Genel olarak Rehber’de belirtilen yöntemler Geleneksel İşlem Yöntemleri ve İşlemsel Kar Yöntemleri olarak iki grup altında toplanabilir.

 

1.  Geleneksel İşlem Yöntemleri (Traditional Transaction Methods)

 

Geleneksel işlem yöntemlerini, karşılaştırılabilir kontrol dışı yöntem, yeniden satış ve maliyet artı yöntemleri şeklinde üç başlık altında inceleyebiliriz.[7]

 

a.  Karşılaştırılabilir Kontrol Dışı Fiyat Yöntemi (The comparable uncontrolled price method)

 

Karşılaştırılabilir Kontrol Dışı Fiyat Yöntemi, kontrol altında bulunan işlemler olarak transfere konu olan mal ve hizmetlere uygulanan fiyatın, karşılaştırılabilir koşullar altında, karşılaştırabilir kontrol dışı işlemde ortaya çıkan mal ve hizmet transferinde oluşan fiyatla karşılaştırılması esasına dayanmaktadır[8]. Daha yalın bir ifade ile kıyaslanabilir ya da karşılaştırılabilir koşullar altında birbiri ile ilişkili oldukları iddia edilen iki kuruluş arasında yapılan işlem sonucu ortaya çıkan fiyat ile ilişkisiz oldukları iddia edilen iki kuruluş arasında gerçekleşen fiyatın karşılaştırılmasıdır. Bu yöntemin doğru ve güvenilir bir yöntem olma ihtimalinin yüksek olması sebebiyle, en çok tercih edilen yöntem olarak dikkat çekmektedir.  Karşılaştırılma yapılabilmesi için yalnızca ürün ve ürünün fiyatı değil, pazar koşulları, alınan riskler gibi birden farklı değişkenin dikkate alınarak karşılaştırılması gerekmektedir. Dolayısıyla bu şartlar dikkate alınmadan yapılacak bir karşılaştırma sağlıklı sonuç vermeyebilir.  Bu konuya aşağıda daha detaylı olarak değinilecektir.

 

b.  Yeniden Satış Yöntemi (The Resale Price Method)

 

Yeniden Satış Yöntemi, ürünlerin karşılaştırılmasının mümkün olmadığı durumlarda alternatif bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Ürünün niteliği (gayri maddi olması gibi), şirketin pazar ekonomisinde tek şirket olması gibi nedenler kıyaslamayı imkânsız hale getirebilir. Yeniden Satış Yöntemi, ilişkili şirketten satın alınan bir malın, bağımsız bir firmaya tekrar satılması durumunda uygulanacak fiyata dayanmaktadır.[9] Bu yöntem distribütörlerin satış ve pazarlama işlemlerine en faydalı yöntem olarak uygulanmada kabul edilmektedir. Yeniden satış fiyat yönteminin bazı durumlarda kullanılması imkânsız hale gelebilir. Örneğin, satış yapılmadan önce ilgili emtia yeniden işlenir ya da farklı bir niteliğe bürünüp başka bir ürünün parçası haline gelirse emsallere uygunluk fiyatının belirlenmesinde bu yöntemi uygulamak hayli zor hale gelecektir.

 

c.  Maaliyet Artı Yöntemi (The cost plus method )

 

Kontrol altında bulunan bir işlemde, transfere konu olan mallar ya da sağlanan hizmetin karşılığında tedarikçi tarafından katlanılan maliyetin hesaplanmasıyla başlamakta ve malı satın alan taraf üstlenilen işlevler ve koşullar karşılığında uygun karı belirlemekte ve maliyete ilave etmektedir[10].  Diğer bir ifade ile ürünün meydana çıkması için yapılan girdiler ile ürünü satın alan tarafından üstlendiği risk ve diğer işlemlere karşılık uygun bir kar payının eklenmesidir. Bunun neticesinde ortaya çıkacak olan fiyat, emsale uygun bir fiyat olarak tanılanmaktadır.

 

2.  İşlemsel Kar Yöntemleri (Transactional Profit Methods)

 

Geleneksel yöntemlerin kullanılması her zaman transfer fiyatlandırmasında emsallere uygun bir fiyatın belirlenmesine olanak sağlamayabilir. Ticari faaliyetlerin karmaşıklığı geleneksel yöntemlerin uygulanmasını imkânsız hale dahi getirebilir. Bu zorlukları gidermek için şirketler veya vergi idareleri işlem kar yöntemleri olarak adlandırılan yöntemlere başvurmaktadırlar. Hatta bu yöntemlere ikincil nitelikteki yöntemler dahi denilebilir. Zira öncelik olarak geleneksel Yöntemlere başvurulur. Her ne kadar revize edilen Rehber’de yöntemler arasında bir derece ya da öncelik sonralık ilişkisi öngörülmese de, ihtiyaca cevap verme noktası bakımından geleneksel yöntemler daha çok tercih edilen yöntemler olarak gündeme gelmektedirler. İşlemsel Kar Yöntemlerini, işlemsel net kar marjı yöntemi ve kar bölüşümü yöntemi olarak iki başlık altında incelemek mümkündür.

 

a.  İşlemsel Net Kar Marjı Yöntemi (The Transaction Net Margin Method)

 

İşlemsel Net Kar Marjı Yöntemi maliyetleri, satışlar ve varlıklar gibi mükellefin gerçekleştirdiği kontrol altında bulunan işlemin net karlılık payını kontrol etmesi nedeniyle maliyet artı ve yeniden satış yöntemiyle benzer bir biçimde çalışmaktadır.[11] Ticari faaliyet gereği en uygun gösterge ya da yöntemi esas almak önemlidir. Bu nedenle işleme dayalı net kar marjının tespitinde, satışların maliyetleri veya ürünlerin girdileri dikkate alınarak net karlar arasındaki ilişkiyi dikkate almaktadır. Bu yönteme başvurmak içinde doğal olarak şirketin mali verilerine ihtiyaç duyulacak ve oradaki çeşitli karlılık oranları dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır. Dolayısıyla dikkate alınacak karlılık oranları, faaliyet karlılık oranı, “berry rasyosu”, satışların karlılığı, vergi ve faiz öncesi kar marjı, aktif karlılığı, sermaye karlılığı, öz kaynakların karlılığı ve ekonomik karlılık oranlarıdır.[12] Bu yöntemin en büyük avantajı, birden fazla bağlantılı şirketin sorumluluğunun ve üstelendiği işlevlerin belirlenmesine gerek kalmadığı gibi, işleme taraf olanlar için sık sık defter ve kayıtların incelenmesine ve maliyetlerin tahsis edilmesine de gerek kalmamaktadır. Yöntemin en büyük dezavantajı ise, mükellefin brüt kar ya da fiyat üzerinde etkisi olmayan ya da çok az etkisi olan bazı durumlardan etkilenmesidir. Ayrıca, yöntemin uygulanmasıyla emsallere uygun fiyatın belirlenmesinde bir takım bilgilere ihtiyaç duyulabilir ve çoğu zaman bilgiye ulaşmak zor olabilmektedir.[13]

 

b.  Kar Bölüşümü Yöntemi (The Profit Split Method)

 

Kar Bölüşüm Yönteminde, ilişkili olmayan kuruşların işlem ya da işlemlerinde gerçekleştirmeyi amaçladıkları durumlar kar bölüşümünü etkilemektedir. Bu şekilde kontrol edilen bir işlemde oluşan ve yüklenen özel şartların kar üzerindeki etkisi bu yöntem ile ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.[14] Diğer bir ifadeyle, bu yöntem ile ilişkili oldukları iddia edilen kişilerin bir ya da birden çok kontrol altındaki işlemler neticesinde toplam kar veya zararın, işlemi yaparak üstlendikleri riskler oranında ilişkili kişiler arasında emsallere uygun olarak bölüştürmesi esas alınmaktadır.

 

EMSALLERE UYGUNLUK İLKESİ (ARM’S LENGHT PRINCIPLE)

 

Transfer fiyatlandırmasının çok uluslu şirketlerin karşı karşıya kaldığı önemli bir vergisel sorun olduğu yukarıda belirtildi. Transfer fiyatlandırması yoluyla vergiden kaçınma ya da transfer fiyatlandırması manipülasyonları, ilişkili şirketlerin kendi aralarında yaptıkları transferlerde uyguladığı fiyattan az ya da fazla faturalandırma ya da yurtdışındaki vergi oranlarından yararlanarak vergiden kaçınma biçiminde gerçekleşmektedir. Devletler de bunun önüne geçmek için bir takım düzenlemeleri gündeme getirmektedir.[15] Her ne kadar transfer fiyatlandırmasında belli bir takım ilkeler ön plana çıkmış olsa da “Emsallere Uygunluk İlkesi” esas olarak kabul edilmektedir.  Emsallere Uygunluk İlkesi ’nin esas amacı “ilişki kuruluşların yapmış oldukları faaliyetlerin, ilişkili olmamaları durumunda faaliyetin nasıl olacağı” sorusuna cevap aramaktır. Transfer fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi grup içi işlemlere uygulanmaktadır.

 

Emsallere Uygunluk İlkesi OECD Model Vergi Anlaşması’nın 9. maddesinde şu şekilde tanımlanmaktadır: ”iki bağlı kuruluş arasında ticari veya mali ilişkilerle ilgili olarak oluşturulan koşullar, bağımsız kuruluşlar arasında yapılandan farklıysa, karlılık anılan bağlı kuruluşlardan birinde birikebilir ve bundan dolayı kara bağlı olarak vergileme de uygun biçimde gerçekleşmeyebilir”. Dolayısıyla, Emsallere Uygunluk İlkesi, grup içi işlemlerde belirlenen şartlar ve koşullar ile benzer koşulların altında yapılan grup dışı işlemlerle karşılaştırmaya dayanır.

 

Her ne kadar Emsallere Uygunluk Ilkesi’nin mal ve hizmetin alım ve satımında veya borç para alımı konusunda esas ilke olarak kullanılması kolay olsa da bir takım gayri maddi varlıkların alımı, satımı veya kullanılması ya da uluslararası serbest piyasada emsallerinin bulanamayacağı varlıkların alımı ve satımı konusunda bu ilkenin uygulanması hayli zorlaşmaktadır.

 

Aynı şekilde Emsallere Uygunluk Ilkesi’nin uygulamasında kabul edilen “ayrı varlık yaklaşımı” işletmelerin ekonomik büyüklükleri ve entegre çalışan işletmelerde oluşan karşılıklı ilişkiyi hesaba katmaması, bağlı kuruluşlarca yapılan işletmenin bağımlı işletmelerce gerçekleştirilmemesi, sınır ötesinde gerçekleştirilen işletmelerin değerlendirilmesinde hem mükellef hem de vergi idaresi açısından oluşan yönetsel yükün ağırlığı, yeterli bilgi bulmada oluşan güçlükler, bilgi değişimi konusunda ortaya çıkan güçlükler vb. nedenler emsallere uygunluk ilkesinin uygulamasını güçleştirmektedir.[16]

 

OECD Transfer Fiyatlandırması Rehberi, Emsallere Uygunluk Prensibi’nin uygulanması için uluslararası olarak kabul edilmiş ilkeleri sunmaktadır. Emsallere Uygunluk Ilkesi, mal satışı ve hizmet sunumundan,  işin yeniden yapılandırılmasına kadar bütün grup içi işlemler için geçerlidir. Dolayısıyla bu ilkenin uygulanabilmesi için başkaca ilkelerin olaya uygulanabilir olması gerekmektedir.

 

1.  Karşılaştırılabilirlik İlkesi

 

“Karşılaştırılabilirlik”, Emsallere Uygunluk İlkesi ‘nin uygulamasının çekirdeğini oluşturmaktadır.  Karşılaştırılabilirlik İlkesi için öncelikle kıyas yapılacak işlem, iki bağımsız kuruluş arasında gerçekleştirilmelidir. İkincisi, Karşılaştırılabilirlik icin ekonomik koşulları etkileyebilecek boyutta herhangi bir farklılığın bulunmamış olması gerekir. Bu tür farklılıkların var olduğu durumlarda ise iki işlem arasında güvenilir ayarlamaların yapılması mümkün ise ancak o zaman işlemler karşılaştırılabilir olarak kabul edilebilir. Karşılaştırılabilirliği içsel ve dışsal olarak iki grup altında incelemek mümkündür.[17]

a.  İç Karşılaştırılabilirlik

 

Grup içi işlemde yer alan taraflardan biriyle üçüncü bir taraf arasında grup içi işlemlere benzer bir işlem gerçekleştiğindeiç karşılaştırılabilirliğe atıfta bulunur. Örneğin Arçelik, ürettiği buzdolaplarını Koç Holding’in başka bir kuruluşu olan Beko’ya satmakta ve aynı zamanda aynı ürünü benzer koşullar altında Koç Holding’e bağlı olmayan bağımsız Vestel’e de satmaktadır.  Bu durumda içsel kıyaslama (karşılaştırılabilirlik) söz konusu olur. Yani Arçelik ile Beko arasındaki işlem ile Arçelik ile Vestel arasında gerçekleştirilen işlem arasında karşılaştırma yapılır.

 

b.  Dışsal Karlışlaştırılabirlilik

 

Dışsal Karşılaştırılabilirlik ise, karşılaştırılan işlemin bağımsız iki kuruluş arasında belirli koşullar altında gerçekleştiğinde gündeme gelir. Örneğin, Arçelik ile Vestel arasında beyaz eşya alım satımı işlemi benzer şartları taşıyan başkaca işlem arasında karşılaştırılabilir işlem olarak kabul edilebilir.

 

2.  Karşılaştırılabilirliği Belirleyen Faktörler

 

Emsallere Uygunluk Ilkesi’ne göre yapılacak analizlerde karşılaştırılabilirliği sağlayabilmek için belirli faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Söz konusu faktörleri şu şekilde açıklamak mümkündür:

 

i.  Mal ve Hizmetlerin Özellikleri,  mal ve hizmetin özelliği fiyatı belirleyeceği için karşılaştırmada mal veya hizmetin özelliği dikkate alınmalıdır. Sadece aynı karakteristik özelikleri taşıyan mal veya hizmetler karşılaştırılabilir. Örneğin malın fiziki özelikleri, lisans durumu, son kullanım durumu, patent veya tescil şekli ve süresi gibi özelikler dikkate alınmalıdır.

 

ii.  Fonksiyonel Analiz, karşılaştırmada dikkate alınması gereken diğer bir husustur. İşlem taraflarının üstlendikleri riskler, elde edecekleri veya ettikleri faydalar dikkate alınmalıdır.

iii.  Sözleşmeye İlişkin Şartlar, Emsal Bedeli Ilkesi’nin uygulanması ve doğru bir emsalin tespiti için karşılaştırılan işlemleri meydana getiren sözleşmelerin şartları ve koşulları göz önünde bulundurulmalıdır.

 

iv.  Ekonomik Şartlar, emsal fiyatı etkileyen diğer bir özelik ise işlemin gerçekleştiği piyasanın ekonomik şartlarıdır. Bu nedenle, karşılaştırılan işlemler aynı olsa da işlem gördükleri pazarın şartları dikkate alınmadan yapılacak bir karşılaştırma sağlıklı bir emsal belirlemeye engel olacaktır.

v.  İşletme Stratejileri, işletmelerin karşı karşıya kaldığı yenileme ve yeni ürün geliştirme, farklılık düzeyi, risk düzeyi, politik değişikliklerin değerlendirilmesi, planlanmış işçi sayısı vb. durumların dikkate alınması gerekmektedir.[18]

 

SONUÇ

 

Transfer fiyatlandırması sorunu, gelişen ekonominin ve bu gelişen ekonominin lokomotifi olan şirket faaliyetlerinin doğal sonucudur. Çünkü ekonomide bu denli söz sahibi olan şirketler,  şirket yapısını pazarın koşullarına göre belirlemekte ve adeta şirketler ağı denilebilecek grup şirketlerine dönüşmektedirler. Vergi idareleri hakkaniyete uygun vergiyi tahsis etmek için şirketler ise çoğu olmasa da büyük bir kısmı fazla vergi vermemek adına, grup içi işlemlerinin fiyatının tespitinde Emsallere Uygunluk Ilkesi’ne başvurmaktadırlar. Her ne kadar transfer fiyatlandırma yöntemleri farklılık arz etse de, Emsallere Uygunluk Ilkesi’ne başvurmada asıl önem taşıyan konu “karşılaştırılabilir” iki işlemin söz konusu olmasıdır. Karşılaştırılabilirlik şartı yerine getirilmeden, emsal değeri tespit etmek neredeyse imkânsızdır.

 

Her türlü soru ve görüşleriniz için info@kavlak.av.tr e-mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

Kaynakça

Barnhouse, Nicole. www.coursera.org. 2015. https://www.coursera.org/learn/international-taxation/home/week/4 (erişildi: 9 15, 2017).

BİÇER, RAMAZAN. «TRANSFER FİYATLANDIRMASI UYGULAMA REHBERİ.» TÜRMOB YAYINLARI, tarih yok.

EDEN, LORRAİNE. «NOT at ARM'S LENGHT .» JOURNEL OF BUSSİNES&FİNANCE LİBRARİANSHİP, 4 6 2016.

NEİGHBOUR, JOHN. WWW.OECDOBSERVER.ORG. 04 25 2010. (erişildi: 10 11, 2017).

OECD. http://www.oecd.org. 2017. http://www.oecd.org/ctp/oecd-transfer-pricing-guidelines-for-multinational-enterprises-and-tax-administrations-20769717.htm (erişildi: 10 11, 2017).

SOYDAN, PROF.DR. BİLLUR YALTI. «TRANSFER FİYATLAMASINDA GİZLİ EMSAL.» VERGİ SORUNLARI DERGİSİ, 2009.

TAŞKIN, DR. YASEMİN. TRANSFER FİYATLANDIRMASINDA EMSALLERE UYGUNLUK İLKESİ. İSTANBUL: TÜRKMEN KİTAPEVİ, 2012.

 

[1] www.oecd.org/cpt/tp or ‘Centre for tax policiy and administration’ ,Transfer Pricing Methods, s.2

[2]  Lorranie Eden- Smith, ‘Not at Arms’ : A Guide to Transfer Pricing Resources’, s.8

[3] John Neighbour, ‘Transfer Piricing: Keeping it Arms’s Length’, OECD observer.

[4] Nicole Barnhouse, ‘Transfer Pricing’: The Effect of Transfer Pricing on Bottom Line

[5] Dr. Yasemin Taşkın, ‘Transfer Fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi’, s.110

[6] OECD  Transfer Pricing Guidlelines,s.100.

[7]  www.oecd.org/cpt/tp or ‘Centre for tax policiy and administration’ ,Transfer Pricing Methods, s.2

[8] Dr. Yasemin Taşkın, ‘Transfer Fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi’, s.110

[9]  www.oecd.org/cpt/tp or ‘Centre for tax policiy and administration’ ,Transfer Pricing Methods, s.4

[10] Dr. Yasemin Taşkın, ‘Transfer Fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi’, s.117

[11] www.oecd.org/cpt/tp or ‘Centre for tax policiy and administration’ ,Transfer Pricing Methods, s.6.

[12] Ramazan Biçer, a.g.e., s.59.

[13] Dr. Yasemin Taşkın, ‘Transfer Fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi’, s.127.

[14] OECD  Transfer Pricing Guidlelines, s.1-31.

[15] Billur Yaltı Soydan, ‘Çok Uluslu İşletmeler Ve Vergi İdareleri İçin Transfer Fiyatlandırması Rehberi’, Vergi Sorunları, Nisan 1996, Sayı:91, S.109.

[16]  Dr. Yasemin Taşkın, ‘Transfer Fiyatlandırmasında Emsallere Uygunluk İlkesi’, s.103

[17] www.oecd.org/cpt/tp or ‘Centre for tax policiy and administration’ ,Comparability, s.4

[18] OECD  Transfer Pricing Guidlelines,s.1-31.

 [CS1]Rehberin linkini footnote olarak koyabilirsin.