Türk Borçları Kanunu Gereğince Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 

Gereklilik Şartları

Av. Oktay Özer

1.   Genel Olarak: İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcunun bir gereğidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun md.396/III hükmü gereğince: “İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez.” İş sözleşmesi devam ederken işçinin rekabet yasağını düzenlemiştir. Buna karşılık, taraflar iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da rekabet yasağının devamını istemekte iseler, iş sözleşmesinde veya ayrı bir sözleşme ile bu konuda bir rekabet yasağı sözleşmesi kurabilirler.

 

Taraflar arasında kurulacak bir rekabet yasağı sözleşmesinin genel işlem koşulu şeklinde gerçekleşmesi halinde söz konusu hükmün yazılmamış sayılacağını hatırlatmakta fayda vardır. Bu kapsamda işverenin rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlaması ve işçinin bu koşulları kabul etmesini sağması gerekir. İspat yükü işveren üzerindedir.

 

2. Rekabet Yasağı Sözleşmesi: İşçi ile işveren arasında kurulacak bir rekabet sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu gereğince belli başlı geçerlilik şartlarına bağlanmış bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun md.444/I hükmü gereğince: “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” rekabet yasağı sözleşmesinin koşulları düzenlenmiştir. Rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli sayılması için yazılı yapılması zorunludur. Bunun gibi, sözleşmenin yapıldığı sırada işçi fiil ehliyetine sahip değilse rekabet yasağına dair düzenleme geçersizdir Kanuni temsilci tarafından veya onun onayıyla da rekabet yasağı kararlaştırılamaz.

 

3. Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Geçerlilik Koşulları: Türk Borçlar Kanunu md.444/II hükmü gereğince: “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” rekabet yasağı sözleşmesin geçerlilik koşulları düzenlenmiştir.

 

1. İşverenin Korunmaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Varlığı: İş sözleşmesi gereğince işverenin müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olması gerekmektedir. Bu kapsamda vasıfsız bir işçi bakımından bu yönde bir rekabet sözleşmesi geçerli olmayacaktır. Çünkü vasıfsız bir işçinin böyle bir olanağı bulunmamaktadır.

 

İş sözleşmesi devamı boyunca işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olması gerekmez. İşçinin çalıştığı pozisyon, yaptığı işin niteliği, bilgi ve tecrübesi bakımından üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânına sahip olma olasılığı mevcutsa rekabet yasağı sözleşmesi geçerlidir.

 

Buna karşılık, müşteri çevresinin, işçinin ehliyeti, kişisel niteliği, yeteneği ve bilgisi dolayısıyla sağlamış olması halinde bu rekabet yasağı sözleşmesi geçerli değildir. Örneğin alanında uzman bir doktorun çalıştığı bir özel hastaneye gelen müşteriler, doktorun uzmanlık sıfatıyla müşteri çevresini oluşturması nedeniyle rekabet yasağı sözleşmesi geçerli olmayacaktır.

 

2. İşçinin Ekonomik Geleceğinin Tehlikeye Düşürülmemesi: İşçi ve işveren arasında kurulacak bir rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmemesi gerekmektedir. Bilindiği üzere Anayasa’nın md.48 hükmüne göre işçinin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda bu anayasal hakkını elinden tümden alacağı bir sözleşme yapması söz konusu değildir. Çünkü Anayasa’nın md.12 hükmü gereğince kimse anayasada yer alan haklarından vazgeçme hürriyetine sahip değildir.

 

Bu kapsamda rekabet yasağı sözleşmesi belli bazı sınırlandırmalara tabi tutulmuştur.

 

4. Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sınırları: Türk Borçlar Kanunu md.445 hükmü gereğince: “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.

 

Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” rekabet yasağı sözleşmesinin sınırları belirlenmiştir.

 

 

a) Süre Bakımından Sınırı: Kanunumuza göre süresi belirsiz bir rekabet sözleşmesini geçerli kabul etmemiştir. Bunun en temel nedeni belirsiz veya uzun süreli bir rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek nitelikte olmasından kaynaklanmaktadır. Bu amaçla iki yıllık bir süre öngörülmüştür. İki yıllık süre sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlayacaktır. Kanunda belirtildiği gibi iki yıllık süre her halükarda uygulanan bir hüküm değildir. Özel durum ve koşullar mevcutsa bu iki yıllık süreden daha uzun bir süre için de rekabet yasağı sözleşmesinin kurulması mümkündür.

 

b) Yer Bakımından Sınırı: Kanunumuzun getirmiş olduğu diğer bir sınırlama ise yer bakımından sınırlamadır. Bu kapsamda işçinin rekabet yasağı kapsamında çalışmayacağı yerin belirlenmiş olması gerekir. Bu yer herhangi bir yer değildir. Sözleşmede yer alacak olan yer, işverenin fiilen işlerini yürüttüğü faaliyet alanıdır. Bu kapsamda yalnızca Marmara bölgesinde hizmet veren bir işyeri bakımından tüm ülkeyi kapsayan bir rekabet yasağı sözleşmesi geçerli olmayacaktır. Çünkü işverenin faaliyet alanı yalnızca Marmara bölgesidir.

 

Yargıtay bir kararında: “Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Ancak yabancı uyruklu olup çalışma hayatının çoğunu Türkiye dışında geçirmiş bir işçi bakımından rekabet yasağının ülke sınırlarıyla belirlenmesi mümkün olabilecektir. Yine, il sınırları ya da belli bir bölgeyle sınırlandırma, işin niteliğine göre yerinde görülebilir.” sonucuna ulaşmıştır. [1]

 

c) Konu Bakımından Sınırı: Rekabete yasağı sözleşmesi kapsamında Kanun tarafından getirilen bir diğer sınılama ise sözleşmenin konu bakımından sınırlanmasıdır. Rekabet yasağı işverenin tüm faaliyet alanı ile değil, işçinin çalıştığı işyerindeki yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili, somut göreviyle sınırlı kalmalıdır.

 

Yargıtay kararında: “Rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt sırasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde, işçinin bütün alanlarda çalışmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. İşçinin işverene ait işyerinde yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili ve işverenin asıl faaliyet alanına giren işler bakımından böyle bir sınırlama getirilmelidir.

 

İşçi ve işveren arasında rekabet yasağını öngören düzenleme, işyeri devri halinde de kural olarak geçerliliğini sürdürür. Devralan işverenin başka bir amaca yönelmesi ve faaliyet alanını değiştirmesi halinde ise rekabet yasağı sona erer.” bunu açıkça tespit etmiştir.[2]

 

[1] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2011/20759 K. 2013/19695 T. 26.6.2013, www.kazancı.com.tr

[2] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E. 2013/2542 K. 2013/5823 T. 8.4.2013, www.kazancı.com.tr