Stj. Av. Kıvılcım Öztuna

Güncel Yargıtay Kararları Işığında Ayıplı İfa Halinde Tüketicinin Seçimlik Hakları

 

Giriş

Türkiye başta olmak üzere tüm dünyadaki nüfusun tüketici toplumlarına evrilmesi ve bu dönüşümün her geçen gün artarak devam etmesi sosyal ve ekonomik alanda birçok değişime neden olmuştur. Bu değişim de tüketicinin korunmasına yönelik hukuki düzenlemeleri gerekli kılmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ayıplı mal veya hizmet karşısında ortaya çıkan sorumluluk çerçevesinde tüketiciye verilen seçimlik haklar ile olası tüketici mağduriyetleri önlenmeye çalışılmıştır. Ayıplı ifa halinde tüketiciye verilen seçimlik haklar hem Borçlar Kanununda hem de Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda düzenlendiğinden bir tüketici işleminin bulunduğu durumlarda hangi kanunun esas alınacağı sorunu özel ve yeni tarihli olan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasıyla çözülmekte, bu konudaki Yargıtay kararlarıyla da desteklenmektedir. Bu nedenle tüketicinin seçimlik hakları konusu hem 6502 sayılı Kanun hem de Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.

1. Ayıplı Mal Ve Ayıplı Maldan Sorumluluk

1.1 Ayıplı Mal

 

6502 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan mal “ayıplı mal” olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca ambalaj, etiket, tanıtma, kullanma kılavuzu, internet portalı, reklam veya ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da 8. maddenin 2. fıkrası uyarınca “ayıplı” olarak kabul edilir.

1.2 Ayıplı Maldan Sorumluluk

Kural olarak satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. 6502 sayılı Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrası da bu genel kuralı düzenlemektedir. Fakat tüketicinin muhatabı olan satıcının durumunun da hakkaniyet ölçüsünde dengelenmesi açısından 9. maddenin 2. fıkrasıyla satıcıya sorumluluktan korunma imkanı tanınmıştır. Buna göre satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatlarsa açıklamanın içeriğinden sorumlu olmaktan kurtulabilir. Aynı kanunun 10 maddesinin 1. fıkrası uyarınca teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edildiğinden malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir.

2. Tüketicinin Seçimlik Hakları

2.1 Hukuki Niteliği

Tüketiciye ayıplı mal ve hizmetten dolayı kanun tarafından dört seçimlik hak tanınmıştır (TKHK m. 11/I, 15/I). Bunlar; sözleşmeden dönme, satış bedelinden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme haklarıdır. Ayıplı hizmette ise, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi hakkı hizmetin yeniden görülmesi hakkı şeklinde düzenlenmektedir. Kanunun tüketiciye tanıdığı bu seçimlik hakların hukukî niteliği birbirinden farklıdır.

Seçimlik hakların, satıcının muvafakati ya da bir mahkeme kararına gerek olmadan, tüketicinin tek taraflı, yöneltilmesi ve varması ile sonuç doğuran irade açıklamasıyla kullanabilmesi mümkündür. Nitekim 6502 sayılı TKHK’nin 11. Maddesinin 1. Fıkrasında tüketicinin seçimlik hakları belirtildikten sonra satıcının, tüketicinin tercih ettiği talebi yerine getirmekle yükümlü olduğu söylenmektedir. Dolayısıyla bu haklar genel anlamıyla yenilik doğurucu nitelikteki haklardır. Sözleşmeden dönme hakkı bozucu yenilik doğuran; satış bedelinin indirilmesi, mümkün olduğu takdirde satılanın onarımı değiştirici yenilik doğuran; satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini isteme hakkı ise aynen ifada ısrar edildiğini gösteren yenilik doğuran hak niteliğindedir[1].

2.2 Tüketicinin Seçim Hakkını Kullanması ve Seçim Hakkının Sona Ermesi

Tüketici seçimlik hakkını herhangi bir koşula bağlı tutmadan kullanabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği 29.03.2017 tarihli, E. 2017/13-664 ve K. 2017/573 numaralı kararda ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcıya Borçlar Kanunu'nun 202 ve 203. maddelerinde seçimlik haklar tanındığı ve buna göre alıcının sözleşmeden dönebileceği gibi semenin indirilmesini ya da malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini de isteyebileceği belirtilmektedir. Tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemelerde de alıcının malın onarılmasını isteme hakkına sahip olduğunu da benimsediği söylenmektedir. Her ne kadar tüketici seçimlik haklarından birini serbestçe seçebilme hakkına sahipse de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun atipik karma bir sözleşmeyle üretilen konutun ayıplı olması hakkında verdiği E. 2013/13-1917, K. 2015/1258 numaralı ve 22.04.2015 tarihli kararda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11. maddesi ile malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketiciye tanınan tüm haklardan olmasa bile tüketicinin aynen ifaya veya sözleşmeden dönmesi halinde peşin yatırılan bedelin iadesine yönelik isteklerinden üreticinin (arsa sahibi) sorumlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek malın ve durumun niteliğine göre bir inceleme yapmıştır.  Seçim hakkı tüketici tarafından geçerli bir şekilde kullanıldıysa amaca ulaşıldığından seçim hakkı da sona erecek, yeni bir seçim yapma ya da seçimden dönme imkanı kalmayacaktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrasında seçimlik haklardan ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketicinin, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini koşulsuz kullanabileceği düzenlenerek kullanılan seçimlik haktan dönme imkanının olmadığına yönelik kurala istisna getirilmektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin verdiği 30.05.2018 tarihli, E. 2017/1948 ve K. 2018/2291 sayılı kararda “Davalı yüklenici davacıya ait site içerisinde bulunan küçük sahaya basketbol sahası yapılması için yerlere akrilik boya uygulaması ile 2 adet potanın yerleştirilmesinin, büyük sahaya ise futbol halı sahası yapılması için zeminin yapılması, suni çim halı uygulaması ve kalelerin yerleştirilmesi işlerini üstlenmiştir. Bu işlerin ayıplı yapıldığının kabulü halinde misli ile değiştirilmesinin mümkün olmadığı da somut olay açısından açıktır. Bir an için tüketici hükümlerinin uygulanacağını kabul edersek; yüklenici, yaptığı bu imalâtların mislini nereden temin edecektir sorusu akla gelecektir. Zaten, bu hali ile temyize konu olan karar infazı mümkün bir karar da değildir. Bir başka deyişle; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri değil genel hükümler olan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalı, bu madde hükümlerine göre iş sahibinin seçimlik hakları değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.” denilerek 6502 sayılı kanun madde 11/3 değil de genel kuralların uygulanmasına yönelik bir karar verilmiştir. Ayrıca taraflar isterlerse sözleşme serbestisi ilkesi ışığında, seçim hakkının kullanılmasının sonuçlarını ortadan kaldıran veya değiştiren bir başka sözleşme de yapılabilir. 6502 sayılı kanunun 12. maddesi gereği seçimlik haklar yenilik doğurucu haklar olmasına rağmen zamanaşımı süresine tabidir. Seçimlik haklar bu özelliğiyle yenilik doğrucu hakların hak düşürücü süreye tabi olması kuralından ayrılmaktadırlar. Zamanaşımı süresi, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın teslim tarihinden itibaren iki yıldır. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmazlar için ise beş yıldır. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca ayıp ağır kusur ya da hile ile işlenmişse zamanaşımı süreleri uygulanmayacaktır.

2.3 Tüketicinin Seçim Hakkını Kullanmasının Tabi Olduğu Sınırlamalar

Tüketici kural olarak, seçim hakkını tamamen kendi takdirine göre kullanacaktır. Fakat ticari yaşamın gereklilikleri ve hakkaniyet mülahazası, tüketicinin bu seçim hakkını kullanmasının bazı sınırlamalara tabi kılınmasını gerektirmektedir. Söz konusu bu sınırlamalar alıcılar için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 227. maddesinin 3, 4 ve 5. maddesinde düzenlenmiştir. Eski tarihli ve genel kanun olan Türk Borçlar Kanunu, önceki ve yeni tarihli olan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu tamamlayan niteliktedir. Dolayısıyla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Borçlar Kanunu Hükümlerini uygulamak gerekir. Bu nedenle Türk Borçlar Kanununun 227. maddesinin 3, 4 ve 5. maddesi tüketici işlemlerinde de kullanılmaktadır. 227. maddenin 3. fıkrası uyarınca satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını engelleyebilir. Bu düzenleme ile satıcıya, ayıplı malın ayıpsız bir benzerini tüketiciye hemen teslim ederek tüketicinin seçimlik haklarından birini kullanmasını engelleme imkanı verilir.

TBK’nın 227. maddesinin 4. fıkrasına göre durumun özellikleri alıcının sözleşmeden dönme yolunu haklı göstermiyorsa, hakim satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecektir. Hakim durumun özelliklerini değerlendirirken serbest takdirine göre hareket edecek, sonuçları bakımından haklı görmediği sözleşmeden dönme yolu yerine satılanın onarılması veya satış bedelinin indirilmesi seçeneklerinden biri seçilmişçesine kararını verecektir. TBK 227. maddesinin 5. fıkrasıyla getirilen sınırlama ise satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın olması halinde alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceğiyle ilgilidir.

6502 sayılı kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasındaki c ve ç bentlerinde yer alan “aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde” ve “imkân varsa” kriterleri ile seçimlik hakların kullanılmasında 4077 sayılı mülga kanununun 4. maddesine göre sınırlamalar getirildiği dikkat çekmektedir. Bu düzenleme ve seçimlik hakların kullanılmasında Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca hareket edilmesi gerekliliği Yargıtay kararlarında da yerini bulmuştur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 22.1.2014 tarih ve 2013/24358 E. 2014/1509 K. sayılı kararında da bu konuya yer verilmiştir. Tüketicinin seçimlik haklarını kullanırken “objektif iyiniyet kuralları” içerisinde hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

Ayıbın niteliği gözetildiğinde, davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi veya bedel iadesi hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağı, araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik haklardan olan “bedel indirimi” uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

Sonuç

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tüketicilerin ayıplı mal ve hizmet karşısında kullanabilecekleri dört seçimlik hak düzenlenmiştir. Bunlar; sözleşmeden dönme, satış bedelinden indirim isteme, ücretsiz onarım isteme ve satılanın ayıpsız bir misliyle değiştirmedir. TKHK’nun 11. Maddesinde düzenlenen bu seçimlik haklar yenilik doğrucu nitelikteki, zamanaşımına tabi, tek taraflı sonuç doğuran haklardır. Seçimlik haklardan birisi kullanıldığında bu hakkı kullanmaktan dönememek kural olmakla birlikte TKHK’nun 11. maddesi ve TBK’nın 227. maddesinde bu duruma istisnalar getirilmiştir. Ayrıca seçimlik haklarla ilgili temel ilkeler birçok Yargıtay kararında da yer bulmuştur.

Kaynakça

Yavuz Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınları, Onuncu Baskı

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/229907

http://www.ankarabarosu.org.tr/Siteler/2012yayin/2011sonrasikitap/tuketici-kitap-web.pdf

 

Her türlü soru ve görüşleriniz için info@kavlak.av.tr e-mail adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

[1] Yavuz Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınları, Onuncu Baskı, s153.